Kalp Hastalıkları Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Yazan: Prof. Dr. Şükrü Akyüz

Son yıllarda kalp hastalıkları hakkında yeni veriler geldikçe bazı bildiklerimizin de yanlış olduğunu öğrendik. Eğer güncel tıbbı yakından takip etme fırsatınız yoksa kalp hastalıkları hakkında yanlış olan bilgileri doğru sanma olasılığınız var. Bu yazıda, halk arasında yaygın olarak doğru zannedilen yanlışların bazılarından söz edeceğiz:


Yanlış: “Tansiyon hastası değilim, çünkü hiçbir şikayetim yok.”

Doğru: Pek çok hipertansiyon hastasında hiçbir şikayet olmaz. Ama, hipertansiyonun zararlı etkileri içten içe aynen devam eder. Tansiyon aletiyle ölçüm yapmadıkça tansiyon hastası olup olmadığınızdan emin olamazsınız.


Yanlış: “Göğüs ağrısı olmadan kalp krizi olmaz.”

Doğru: Kalp krizi geçirenlerde en sık şikayet gerçekten de göğüs ağrısıdır. Ama, hep böyle olmak zorunda değildir. Göğüste ağrı değil de huzursuzluk hissi, baskı, sıkışma ve yanma da olabilir. Bazen tek şikayet; nefes darlığı, bulantı, baş dönmesi, kol ağrısı, çene ağrısı, sırt ağrısı veya karın ağrısı olabilir. Hatta bazen hiçbir şikayet olmaz ve kalp krizi nedeniyle oluşan hasar sonradan tesadüfen saptanır.


Yanlış: “Kalp hastasıysanız egzersizden uzak durmalısınız.”

Doğru: Çoğu kalp hastası için hareketsiz bir yaşam tarzı zararlıdır. Çünkü, bu bacak damarlarınızda pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilir ve kondisyonunuzu azaltarak genel sağlık durumunuzu bozabilir. İstisnai bazı durumlar dışında, kalp hastası olsanız bile hareket etmek; kaslarınızı güçlendirir, daha zinde olmanızı sağlar ve genel sağlık durumunuzu daha iyi hale getirir. Yürüyüşün azı bile fayda sağlar.


Yanlış: “Kalp hastasıysanız yağı hayatınızdan çıkarmalısınız.”

Doğru: Eğer yağdan kastedilen trans yağlar ise bu cümle doğru. Ama, doymamış yağlar (zeytin yağı ve omega-3-yağ asitleri vb.) tam tersine kalbe muhtemelen faydalıdır (“Muhtemelen” diyoruz; çünkü var olan olumlu veriler kesin kanaat için yine de yeterli değil). Eskiden kesinlikle zararlı olduğu düşünülen tereyağı gibi bazı doymuş yağlar için ise konu son yıllarda tartışmalı hale gelmiştir. Çünkü, yakın zamanda sunulan yeni veriler bu tür doymuş yağların kalbe zararlı olduğuna dair sunulan eski verilerin yanlış yorumlandığı sonucuna varmıştır. Ama, tam tersi veriler de az değildir ve halen pek çok bilimsel kaynak halen doymuş yağların olabildiğince az tüketilmesini önermektedir.


Yanlış: “Kalp krizi ya da felç geçirmemek için her gün bir Aspirin almakta fayda var.”

Doğru: Bu eskiden doğru zannedilirdi ve doktorlar tarafından hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi kalp hastalığı riski taşıyanlara sıkça önerilirdi. Gerçekten de her gün Aspirin (Coraspin veya Ecopirin) almak kalp krizi ya da felç olma olasılığınızı azaltır. Ancak artık biliyoruz ki; Aspirin bir taraftan bunları azaltırken, bir taraftan da beyin ya da mide kanaması gibi ciddi kanamalara yol açarak sakatlığa ya da ölüme neden oluyor. Yani, toplam etki aslında nötr hatta bazen daha kötü. Özetle; sırf hipertansiyonunuz var, şeker hastasısınız ya da yaşlısınız diye bu ilaçların kullanılması artık önerilmiyor. Ama, bu bilgiyi şununla karıştırmayalım: Eğer daha önceden kalp krizi ya da felç geçirmişseniz, stentiniz varsa, bypass ameliyatı olmuşsanız ya da damarlarınızda önemli derecede plak (yağ birikimi) olduğunu gösteren tetkikleriniz varsa o zaman Aspirin veya benzeri bir kan sulandırıcı ilacı almanız gerekir. Çünkü, bu durumlarda pıhtı oluşma riski kanama riskinden çok daha fazladır.